Projenin amacı; kültür/sanat, bilim, marka ve spor alanında iz bırakmış 100'er insanımızı kamuoyuna sunmak ve geleceğe güncellenebilen bilgi kaynağı olarak bırakmaktır.
Bu yaklaşımı önceleyen toplu bir kaynak ve dinamik bir etkinlik şimdiye kadar üretilmemiştir. Hareket zaman içinde “Yaşayan Ulusal Bellek İletişimi” niteliği kazanacaktır. Alanları itibarıyla farklı üstlenici kurumlar ve sponsorluklar ile gerçekleştirilmesi düşnülmüştür. Cumhuriyet'in 100. yılına bir armağan olacaktır.
Proje aşağıdaki bölümlerden oluşmaktadır.
1. 10 Kitaplık Yayın Seti
2. 100 insan eserlerinden fuar kavramlı sergi
3. WEB Sitesi
4. 100 İnsan Belgeseli (15 dakikalık) ve CD
5. TV Program Serisi
Burada yalnız kitap örneklemelerine yer verilmiştir.
Kendini fil gibi göstermeye çalışan kelebekler, kaplan postu giymiş kaplumabağalar ve teknolojiden bi' haber sektör artıklarına Ankara Lojistik Üssü'nde yer yoktu.
Eski adıyla Devlet Tatbikî Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'ndan bir sanatçı dost Himmet Gümrah. Tam bir Tamzaralı. Biyografisini tasarladık. Bir de farklı bir açıdan Türk Resminde Natürmort kitabına dokunduk. Basılmayı bekliyorlar.
Gazi'nin altmışlı yıllarının efsane hocalarından. Giacometti'den fazlaca etkilenmiş bir Heykeltıraş. Türkie'nin en çok anıtsal heykel yapan, yaşamı kent meydanlarını kültürel alan yapma mücadelesiyle geçmiş bir sanatçı. k
Açılmış ama kapanmamış bir yarışma idi. Kurumun görsel kimliği hala güncellenmiş değil.
Türk Fotoğrafının büyük Ustası, 2011 Kültür Sanat Büyük Ödülü sahibi Sıtkı Fırat'ın son sergisi idi. 2015 yılında Ajans Başkanımız Cüneyt Özyer'in küratörlüğünde Öğretim Görevlisi olduğu Başkent Üniversitesi'nde açılmıştı. Anısına saygıyla.
Sadece çocukluk ve gençlik yıllarında (20 yıl) sanat hedefleyerek deklanşöre basmamış. Sonra ölünceye kadar fotoğrafla yaşadı. (16 Haziran 2016, 86 yaşında...) Cüneyt Özyer'in Gazi Eğitim'den hocasına editörlüğünü de yaparak tasarladığı son kitabıdır. Yukarıdaki fotoğrafını 2010 Bursa Sergisi'nde çekmiştir.
Buğdayın hikâyesini aylara bölünce, ortaya Elsa Grup gıda markası Zeybek Un için, müşterilerini memnun eden bir poromosyon çıktı.
İnsan hikayeleri ilginç!.. Başarı hikayelerindeki sonuca odaklı senaryolardan, kurgusallıktan uzak bir hikaye idi Rauf Birol. Yalın ve etkileyici. Kitabı da öyle oldu.
Hırçın ama bir o kadar da sempatik, yumuşak kalpli bir doğa Artvin. Dik ve derin vadilerde milyonlarca renk... Bir yamaca cımbızla tutulup yapıştırılmış evler... Birdenbire hayat, deliyürek insanlar. Belediyesi de bu etkileşimli ilişkinin kurumsal yüzlerinden biri olmalıydı. Logotype tasarımlarının anafikri buydu.
Elsa Grup'un prestij segment gıda markalarından Yuga Un için hazırlanan "değirmenler" takviminde ne yazık ki yeterli progüksiyon bütçesi ile çalışılamadı. Önceden belirlenmiş anıtsal yapılarda özel çekimler düşünülmüştü. Kullanılan fotoğraflar çeşitli zamanlarda farklı insanlar tarafından çekilmişti.
Gelir İdaresi Başkanlığı konkurunda hazırladığımız kampanya ile, devletin asık suratına samimi bir mimik kondurduk. Sağlanan ödeme kolaylığını, sarı defter sayfaları üstünde gündelik ve geleneksel yaşam araçları ile hikayeleştirdik. Artık kim kimin için hızır gibiydi, o ayrı konu.
Büyük şehirlerde küçük şehirlerin "gün" yapılmasını hep yaratıcı fikir olarak gördük. Oluşan dinamik etkileşim ortamı, memleket özlemini gidermekle birlikte asıl fayda olarak insanları memleketine gitmeye motive ediyordu. Ajansımızın iletişim sponsoru olduğu etkinliklerde Artvin bu "köye dönüş" motivasyonunu en yüksek yaşayan illerden biri olmuş.
Bu proje hakkında çok konuşmak istemiyoruz. "Ne söylesem boşa Leyla'm" oluyor çünkü... Belki bir gün yeniden yola çıkarız.
Ankara Vergi Dairesi, yılın neredeyse tümüne yayılmış vergi ödeme günlerini Türk Fotoğrafının Büyük ustası Sıtkı Fırat fotoğrafları ile verme fikri tabii ki yine bizden gitmişti. O uzun listeyi hiç bir zaman sevimli gösteremedik.
Bilkent Kültür Girişimi düzenlediği etkinlikler ve ürettiği yayınlar ile elit bir heyecan oluşturmuştu. Birini de biz markalaştırdık. Konya Osmanlı Halıları Sergisi ve Kitabı... Sevdiğimiz işlerden biridir.
Sıtkı Fırat arşivinden seçtiğimiz her biri kültürel bellek mirası sayılacak fotoğraflar, Elsa Grup gıda markaları Yuga Un ve Zeybek Un müşterileri için yine büyük memnuniyetler sağlıyordu. Orta ve Doğu Karadeniz insanı suyu ve unu seviyordu.
Elsa Grup Web sayfalarına dönemin sevilen "flash" uygulaması ile görsel ve işlevsel etkileşimi yüksek bir nitelik kazandırılmıştı. Özellikle birbirinden sadece ambalajının boyut farkı ile ayrılan ürün çeşitleri ancak böyle bir sunuş ile ayrışabilirdi.
Zeybek Un ürün broşürü ve katalogu, satış noktalarındaki esnaf ve son kullannıcıların hayranlıkla karşılayıp, markayı sevip sahiplendiği bir algı rüzgarı oluşturmuştu. Unu ve suyu seven insanlar ürünlerin kendilerine sunuluşundaki sıcak ve samimi iletişim dilini de sevmişlerdi.
Mesele ne biliyor musunuz?.. Hikâye. Gerçek ve samimi bir hikâye. Seo nun mimiklerinden, ambalaja kadar Anadolu misali sıcak bir tavır, dost bir duruş. Aldık onu biçimlendirdik. Anlam kendiliğinden yerleşik hale geldi ve kimlik sahiplenildi. Bu çok keyifli bir şey.
Soğuk sandviçler ve badem ezmesi yenen minik bir mekan. Biraz sempati, biraz genç enerji ve gerçekten deli-dolu iki lezzetin bulluşma noktasıydı. Ömrü uzun olmasa da, mekanın yakınından geçtikçe o sevimli havayı ve lezzetleri hâlâ hissediyoruz.
Ankara Vergi Dairesi vergi ödeme günlerini kronolojisi içinde yurttaşa duyurmak için işlevsel/sevimli bir yol seçmişti. Kültürel değerleri ve her ay ödeme içeren o uzun listeyi bir duvar takviminde birleştirmek... Önerdiğimiz konu, Ankara/Ulus'taki Cumhuriyet'in Mimari Mirası niteliğindeki yapılar idi. Yöntemin vergi tahsilatı açısından ne kadar yararlı olduğunu bilmiyoruz ama takvim çok ilgi çekti. Bizce Ulus bir Müze/Semt olmalı.
Türk Fotoğrafının Büyük Ustası Sıtkı Fırat bir Anadolu gezgini idi. Gezdiği yerlerde doğaya ve özellikle Selçuklu anıtsal yapılarına düşen iyi ışıkları bekler, yakalar ve zamanı durdururdu. Kültür Bakanlığı Yayımlar Genel Müdürlüğü Usta'nın arşivini kitaplaştırmaya karar verdiğinde he zamanki gibi tasarımnı Cüneyt Özyer'den istediler.
70. Devlet Resim Heykel Sergisi İletişim tasarımları bizim klasikler arasındai yerini yine aldı. Özellikle heykel ve seramiklerin zemin ile doğal ilişkisini yerinde tutarak çekildiği mekandaki diğer unsurlardan ayırıp sayfada özgün/hacimli duruşunu sağlamak, çok ciddi bir atölye çalışması gerektirmişti. Artık fotoğraf çekimlerinde bu tür sorunlar fotoğrafın kendi tekniği içinde çözümleniyor.
Kır kahveleri ve kıyı kahveleri için sandalyeler... Renkli ve ahşap.
Dreamweaver içine Flash animasyonlar eklenmiş web uygulaması olarak hazırlanmıştı. Bu nedenle incele butonuna bastığınızda link yerine safa görsellerine gideceksiniz.
Türk Hava Yolları'nın prestij dergisi Skylife için hazırlanmıştı. Koç Grubu şirketlerinden DemiErxport ta doğrusu çevre duyarlılığı ve çalışan sağlığına dair yerleşik güven algısıyla Türk madenciliğinin kurumsal kalitesi yüksek öncü firmalarından biriydi.
Proje fikrinden açılış hazırlıklarına kadar gerçekten hayranlıkla izlediğimiz bir ortak çaba idi Ankara Lojistik Üssü... Fikrin öncüleri çok büyük emekle açılış gününe gelmişti ve bu coşku brief toplantılarında her hallerinden ortama yansıyordu. Biz de coşkuya ortak olunca, sunuş oy birliği ile kabul edildi. Uçak penceresindeki post-it notlar dayanışmaya ve alınan sonuca dair samimiyetin göstergesiydi.
Hoca Ali Rıza'nın en değerli eserleri olan erken dönem resimleri Milli Kütüphane koleksiyonunda idi. 10x13,5 cm, 12,5x16 cm gibi arkası kullanılmış kağıtlara çizilmiş karakalem resimleri büyük boyutlu bir duvar takviminde sunmak, onları bir mahzenden gün ışığına çıkarmak gibiydi. O yıl Kültür Bakanlığı birimlerinde duvarlarda en çok görülen takvim oldu. Kültür-Sanat kurumları bilgi taşıyan tasarım kurgusunu övdü. Klasiklerimiz arasına girmiş işlerimizdendir.
Trafikte temel kural, kurallara uymayana caydırıcı cezalar kesmekti. Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne sunduğumuz proje, kendi hazırladıkları Ankara özelinde daha güvenli trafik zamanlama olarak örtüştüğü için dikkatlerini çekmişti. Kurallara uyan kullanıcıları ödüllendiren promosyonlu bir kampanya önerimize İçişleri Bakanı hariç bütün bürokrasi ikna olmuştu. Kampanya ne yazık ki kuru siyasetin kurbanı oldu.
Mansur Yavaş bir rüzgar gibiydi. Beypazarı Belediye Başkanlığı döneminden bir tanışıklığımız vardı ama doğrusu biz o mütevaziinsanın 2014 seçimlerinde böyle bir rüzgâr yakalayacağını ummamıştık.
2019 Yerel Seçimlerinde ajansta projeyi tartışırken ona sadece, -m harfi de küçük olmak üzere- "mansur" demenin alçakgönüllü kişiliği ile bütünleşeceğini ve çok yakışacağını düşündük. Bir de Ankaralılık ruhu kazandırmak gerekiyordu. Keçisi gibi, kedisi gibi, Seğmeni gibi derken sonunda "kalesi gibi" ve "havası gibi" Ankaralı olmasına karar verdik. CHP'nin daha iç açıcı ve iyimser görünüş kazandırarak yenileştirdiğimiz logosu ile hoş, sempatik bir etkileşim oluştu.
Evet, 1 Kasım 2015 seçimlerine gidilirken kutuplaşma olmasaydı Türkiye ferahlayacaktı. 5 ayda yaşananlar Cumhuriyet tarihimizde görülmemiş şiddette ve milletin kaldıramayacağı kadar ağırdı. Kampanya projemizdeki vaadler her alanda kutuplaşmadan uzaklaşma gereği üstüne kurulurken, gerçekleştirebilmenin şartı partinin son sözü/imzası gibi formatlanmıştı.
Ne yazık ki 2009 yerel seçimlerinde "Ülke senin, karar senin" demeleri misali, -genel başkanın iç dünyasını dışa vururcasına- bu sefer de "Sen bilirsin Türkiye" dediler ve 7 Haziran 2015 seçimlerinde aldıkları oyun 2 milyonunu ile milletvekillerinin yarısını kaybettiler.
1 Kasım 2015 Seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden yurttaşın algısını yumuşatıp canlandıracak, partiyi yurttaşa yakınlaştıracak dinamik ve duygusal bir motivasyona ihtiyaç vardı. "Buralar bizim eller" hem yurttaşın hem partinin ağzına yakışacak, birlikte ulus değerlerine sahip çıkmanın ve halkın ekonomik sorunlarına çözümler üretmenin coşkulu rüzgarı olacaklardı. Kampanya seçimden epeyce önce yurt genelinde milletvekili/bölge ziyaretleri ile başlayacak, sohbetlerde telefonlardan önceden hazırlanmış "bizim eller" türkü cingılı çalınacaktı.
Üç fazlı kampanyanın ilk fazı vatandaş görselleriyle, ikinci faz Genel başkan görselleri, miting duyuruları, üçüncü faz "benim oyum bizim partiye" sloganı ile ve yine vatandaş görselleriyle tamamlanacaktı.
Ne yazık ki partiyle yurttaşın arasına "milletçe alkışlama" soğukluğu girdi.
2015 Milletvekili Genel Seçimi, seçim kampanyası, Sayın Oktay Vural ile üçüncü çalışmamızdı. Artık birbirimizi çok iyi tanıyorduk. Fotoğraflarının çekimini yaptıktan sonra ekiple birlikte yemek yediğimiz mekânda, "arkadaşlar partimizin bu seçimdeki sloganı yürümek üstüne, biz ne desek acaba!" dedi. Ajans Başkanımız "hımm, yürümek güzel bir çıkış" diye mırıldandı. Ekip genç, durur mu! Masanın bir ucundan gençlik marşını söylemeye başladılar. ... güneeeş ufuktan şimdi doooğar... Son mısrayı hep birlikte söyledik ve slogan çıktı... "Yürüyelim Arkadaşlar".
Sıra bu doğal coşkuyu logotype olarak biçimlendirmeye gelmişti. Gençlik marşının doğasına uygun olarak, doğanın renklerine yöneldik. Milliyetçi Hareket Partisi'nin hiç alışık olmadığı mavili yeşilli dinamik bir harf kombinasyonu çıktı. Başına da etiket işareti koyduk ki özellikle sosyal medyada gençlerle beraber yürüyelim. Tam düşündüğümüz gibi oldu. Oktay Vural'ın twitter takipçileri katlanarak çoğaldı. Partinin gençlik kolları logoyu tişörtlere bastırıp MHP mitinglerinde giymeye başladı. Partinin kırmızısı arasına maviler, yeşiller girdi.
İzmir sokaklarındaki yürüyüşler sırasında rastadığımız insanlarla yapılan kısa sohbetler sırasında hiç bir mizansen kurgusu yapmadan çektiğimiz fotoğraflar, hikâyenin doğal-teatral görsellerini oluşturdu. Gazete ilanlarında görüntüye katılan insanlardan izin alınarak bu görseller kullanıldı.
2015 yılında yapılmış seçim kampanyaları sırasında sosyal medyayı en etkili kullanan motivasyon kampanyası şüphesiz "umut çiçekleri" oldu. Kullanıcılara bir uygulama indirtmeden "umutcicekleri.com" alan adıyla kayıtlanmış web sitesi üstünden yürütülen etkileşimli hareket iki ay sürdü. İki ay boyunca insanlar İzmir'in sokaklarına çözülmesini istediği soruna dair bir umut çiçeği ekti ve büyüttü. 5500 kişinin katıldığı sanal ortam etkinliğinde, katılımcı perfonmansı ile ilk 200 arasına girenlere, seçimden iki bün önceden başlayarak, özel etiketli saksılarında yıldız çiçekleri dağıtıldı. Bir bölümünü Sayın Oktay Vural'ın dağıttığı çiçekler basından büyük ilgi ve övgü görüyordu.
Broşür: Renk kartelası formatında tasarlanmış seçim broşürünün ön yüzünde Sayın Oktay Vural’ın özgeçmişi, Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurumsal vaatleri ve İzmir için düşünülen ekonomik ve sosyal projeler yer almakta idi. Arka yüzünde; Türkiye geneli ve İzmir'in 10 yıllık sosoyo ekonomik veri kayıtları rafine edilerek, vatandaşa bir "Hesap-Kitap Defteri" sunulmuştu. Broşür seçmene küçük bir kutuda özel olarak yetiştirilmiş Ateş Çiçeği ile birlikte dağıtıldı ve büyük ilgi gördü. 2011 seçimlerinde İzmir’de yapılan bireysel kampanyalar arasında "en çok akılda kalan kampanya" olduğu konuşuldu.
Sosyal Medya: Günlük yaşamda çok yüksek etkileşim ortamı haline gelen sosyal medya, kampanyanın en yoğun kullanılan mecrası oldu. Belirlediğimiz toplumsal sorunları irdeleyen ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin çözüm önerilerini anlatan on bir video tasarladık. Twitter, Facebook ortamında milyonlarca kişinin paylaşarak, beğenerek ve yorumlayarak izlediği bu videolar kampanyanın en dinamik modulünü oluşturdu.
Bu projede Milliyetçi Hareket Partisi'nin konkur daveti üzerine tasarlanmıştı. Genel yaklaşım, ısrarla, ülke genelinde yaşanmakta olan kutupşalmaya, kaosa, dış politikada teslimiyete, yoksulluğa, yolsuzluğa ve işsizliğe vurgu yapılması yönündeydi. Ajansta kampanya temasının rakipten söz etmek yerine ulusal kalkınma sorunlarına odaklanması gerektiğini tartıştık. Kampanya stratejimizi ülkenin nasıl olumluya döneceği, şartlarının ne olacağı düşüncesi üstüne kurduk.
İktidar 2010 yılına gelinceye kadar askeri vesayetten ve yargıyı denetim altına alamamaktan yakınıyordu. Anayasanın üç temel maddesi değişirse yürütmenin önündeki demokratik engeller kalkmış olacaktı. Bu üç madde 27 maddelik bir torba yasa paketine ustaca yerleştirilmişti. Paket 12 Eylül 2010 tarihinde halkoylamasına sunuldu. Bu dönemde iktidarın "evet" talebine karşı "hayır" sonucu için açıkça çaba sarfeden tek parti Cumhuriyet Halk Partisi idi. İnceleyeceğiniz kampanyapartinin siparişi üzerine tasarlanmıştı. Siyasal pazarlama iletişimi ile çözümlenmesi gereken sorun, yurttaşa kandırılmakta olduğunu, asıl meselenin sivil otorite olarak bütün güç dengelerini hükümette, hatta başbakanda toplamak olduğunu gösterebilmekti. Çok mecralı olarak planlanan kampanyanın burada yalnız raket görselleri paylaşılmaktadır. Kampanyanın ana teması; "hayır" sonucunun ülkemiz için hayırlı olacağı ve bunu ancak söz hakkını bir kez daha kullanacak olan halkın başaracağı üzerine kurulmuştu.
2009 Yerel Seçimlerinde yaptığımız Cevdet Saral / Trabzon Kampanyası, Türkiye siyasal reklamcılık tarihindeki en başarılı yerel aday kampanyalarından biridir. Kentsel beklentilerin iyi çözümlemesi ve buna uygun vaatler geliştirerek Milliyetçi Hareket Partisi'nin "Ülke Senin Karar Senin" sloganlı, -vatandaşın sorunlarına tafralı biçimde kenardan bakan- tavrından ayrılarak kurumsal özgüven sergileyen bir aday konumlandırma stratejisi ile hedef kitleye ulaştırılmıştır. Saptanan eğilimlerde, seçim yarışının diğer iki parti adayı arasında geçeği biliniyor olmasına rağmen, olgunluk sergileyen ve güven veren iletişim tarzı yerel ve ulusal basın ve meslek örgütleri tarafından en başarılı bölge kampanyası olarak değerlendirilmiştir. Trabzon'daki 4 yerel gazete ve 2 yerel TV kanalı, billboard, raketler ve bina cepheleri aktif biçimde kullanılmıştır. Aday fotoğrafları Ankara'da bir stüdyoda yaratıcı yönetmenimiz kontrolünde çekilmiş, yurttaş ile birlikte olan aktuel fotoğraflar ise, mizansen tarifi ile bir gazetenin genç foto muhabiri yönlendirilerek Trabzon'da çektirilmiştir. Kampanyanın ilanları ve afişleri bir grafik tasarım ürünü olarak siyasal kampanyalar literatüründe ender rastlanan, sıradışı bir tarza sahiptir..
2007 yılında mevcut iktidara dair olumsuz yorum ve düşünceler tavan yapmıştı. Bir anket yapılsa vatandaşın yüzde elliden fazlasının büyük bir endişe içinde olduğu orduyduğu ortaya çıkacaktı. Türkiye Cumhuriyeti'nin ve millet onurunun bütün kırmızı çizgileri aşılıyor veya zorlanıyordu. Yolsuzlluklar, işsizlik ve bölücü terör saldırıları tavan yapmıştı. Bu ortamda Milliyetçi Hareket Partili bir milletvekili adayının seçmenine vaadi de elbette milli ve manevi değerler koruma güvencesi olacaktı. Kampanya "Kırmızı Endişeler" başlığı altında şekillendirildi. Çok mecralı olarak planlanmasına rağmen bir bölümü bütçe nedeniyle uygulanamadı. İnceleyeceğiniz ilanlar Yeni Asır Gazetesi'nde yayınlandı. Dönemde yapılan basın ilanları arasında; İzmir medyası medyasınca içerik kurgusu ve grafik düzeni itibarı ile dönemin en iyi siyasal kampanyası olarak değerlendirildi.
2002 seçimlerir Mesut Yılmaz'lı ANAP için bir faciaydı. Anap % 5,11 oy oranıyla TBMM dışında kaldı. Seçimlerden hemen sonra yapılan 3. Olağanüstü Kongre'de, genel başkanlığa Ali Talip Özdemir seçildi. Özdemir'in aynı yıl içinde istifa etmesiyle genel başkanlığa Nesrin Nas seçildi. O sıralarda parti, deryada kaptansız gemiler gibiydi. Şubat 2005'te bakanlıktan ve partisinden istifa eden Erkan Mumcu 2 Nisan 2005 tarihinde yapılan kongrede tek aday olarak genel başkanlığa seçildi. Aynı yıl içinde logosunu ve ANAP olan kısaltılmış parti adını ANAVATAN olarak değiştirdi. Logo değişimi sonrası partinin kurumsal imajının lansmanı ve yeniden konumlandırılması için bir kampanya tasarlandı.
Şubat 2005'te bakanlıktan ve partisinden istifa eden Erkan Mumcu 2 Nisan 2005 tarihinde yapılan kongrede tek aday olarak genel başkanlığa seçilmişti. Aynı yıl içinde logosunu ve ANAP olan kısaltılmış parti adını ANAVATAN olarak değiştirdi. Logo değişimi sonrası partinin kurumsal imajının lansmanı ve yeniden konumlandırılması için tasarladığımız kampanya Erkan Mumcu'nun yalın dinamik duruşunu betimliyordu.
Proin gravida nibh vel velit auctor aliquet. Aenean sollicitudin, lorem quis bibendum auctor, nisi elit consequat ipsum, nec sagittis sem nibh id elit.
2007 yılında Türkiye Cumhuriyeti, ulusal kurtuluş savaşı öncesi günlere dönmüştü. Cumhuriyetin laik ve demokratik nitelikleri zorlanıyor, yeni Osmanlı özlemi açıkça ifade ediliyordu. Türkiye Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki ülkeler için "Soft İslam" modeli olarak örneklenmekteydi. Cumhuriyet mitingleri ile halk tepkisini ortaya koymaktaydı. Böyle bir dönemde solda birleşme adı altında DSP'nin CHP ye katılımı da konuşulur olmuştu. Görüşmecilere göre bütünleşme esaslarında çok büyük ölçüde anlaşılmış, mutlu sona az kalmıştı.
CHP'den amblemlerin birleştirilmesi önerisi geldi. Altı okun çıkış noktasına güvercin yerleştirildi ve benimsendi. Ajansta kampanyaya sevr öncesi koşullara gönderme yaparak ülkeyi sahiplenme tutumu ortaya koymanın doğru olacağı düşüncesindeydik. Arşiv görüntüler üstüne imzasız sloganlar yazarak 1. fazı teaser olarak düzenledik.
2. fazda uzunca bir süre ülkenin bütün illeri için yöre insanının günlük yaşamda çekilmiş fotoğrafları üstüne "Mutlu musun?" soru cümleciğini yazarak sürdürüp, seçmenin kendi iç sorgulamasını samimi bir şekilde yapmasını sağlayacaktık.
3. fazda, yuttaşın ulusça mutluluğu, mühürü "güvercinli altıok"a basarak sağlayacağı mesajları verilecekti...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ortadan kaldırmak ve adada yaşayan Türkleri, Rum yönetimindeki iki kesimli tek devlet (Kıbrıs Devleti) bünyesinde birleştirmek amacıyla, dönemin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan plân için, 24 Nisan 2004 tarihinde bir halkoylaması yapılacaktı. MHP, Kıbrıs Türkünün 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı ile elde ettiği özgürlüğünü gasp etmeyi amaçlayan bu plâna "hayır" denmesi gerektiği görüşündeydi. Parti GrafikEvi’nden kamuoyunu hayır yönünde güçlendirmeyi amaçlayan bir iletişim stratejisi geliştirmesini istedi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ulusal basınında yayınlanmak üzere tasarlanan kampanyanın temel yaklaşımı, halka, Annan Plânının bir aldatmaca olduğunu anlatmak olmalıydı. Hazırladığımız ilanlarda 1974 barış harekâtıyla edinilmiş hak ve çıkarlara ters olan bu plânın önermeleri -alaycı bir dille- ters yazı tipografisiyle verilmiş, yapılmak istenen; tarihimizdeki diğer kandırmaca girişimleri ve masallarla eşlenerek açıklanmıştı.
Rum tarafında %76 hayır, %24 evet oyu çıkarken; Türk tarafında %65 evet, %35 hayır oyu çıkmış, Rum tarafı “hayır” dediği için plân hayata geçirilememişti.
Bu çalışma 2002 seçimlerinde meclis dışında kalmış olan Milliyetçi Hareket Partisi'nin 2004 yerel seçimleri öncesinde etkili bir çıkışla kendini ifade etmesi için tasarlanmıştı. Parti yöneticileri 2002 seçimlerindeki başarısızlığın sebeplerini üstleniyor, daha iyi hazırlanmaları gereğini ifade ediyordu. Öte yandan AKP iktidarının iki yılda ülkemizi getirdiği durumu büyük bir endişeyle karşıladıklarını söylüyor, durum millete anlatılırsa bu, hem partinin yeniden konumlanmasına katkı sağlayacak, hem de yerel seçimler öncesinde bir duruş kazanmış olacaklardı. Önerdiğimiz proje partinin hukuk birimlerinde tartışıldı. Riskin karşılanabilir olduğu söylendi.
2002 Milletvekili Genel Seçimleri Türk siyasal tarihinin en ilginç sonuçları olan seçimlerinden biriydi. Bir tarafta CHP yükselen bir çizgide ardında güçlü bir rüzgar hissediyor. Diğer tarafta Ak Parti bir sihirli gücün sahibi olarak iktidara geleceklerinden emin bir eda sergiliyordu.
Parti yetkilileri tüm siyasal geçmişi analiz ettiklerini, kendilerinin ve diğer partilerin ülkeye kazandırdığı/kaybettirdiği tüm siyasal ve ekonomik olguları etüd ettiklerini ve ülke yönetimine gerçekçi bir vizyona belirleyerek hazırladıkları bilimsel bir programla talip olduklarını söylüyorlardı. Çok kapsamlı, 4 fazlı kampanya önerimiz bu brief doğrultusunda şekillendi.
Durum tek kelimelik tanımlarla ortaya konuyor, çözüm tek kelimelik karşılık olarak vurgulanıyor, ifadenin destek ve gerekçeleri alt metinlerde açıklanıyordu. Kampanyanın son ilanı gençleri sandık seçmen listelerinde adını kontrol etmeye ve sandığa davet eden ilandı.
2002 Milletvekili Genel Seçimleri Türk siyasal tarihinin en ilginç sonuçları olan seçimlerinden biriydi. Bir tarafta CHP yükselen bir çizgide ardında güçlü bir rüzgar hissediyor. Diğer tarafta Ak Parti bir sihirli gücün sahibi olarak iktidara geleceklerinden emin bir eda sergiliyordu.
Parti yetkilileri tüm siyasal geçmişi analiz ettiklerini, kendilerinin ve diğer partilerin ülkeye kazandırdığı/kaybettirdiği tüm siyasal ve ekonomik olguları etüd ettiklerini ve ülke yönetimine gerçekçi bir vizyona belirleyerek hazırladıkları bilimsel bir programla talip olduklarını söylüyorlardı. Çok kapsamlı, 4 fazlı kampanya önerimiz bu brief doğrultusunda şekillendi.
Durum tek kelimelik tanımlarla ortaya konuyor, çözüm tek kelimelik karşılık olarak vurgulanıyor, ifadenin destek ve gerekçeleri alt metinlerde açıklanıyordu. Kampanyanın son ilanı gençleri sandık seçmen listelerinde adını kontrol etmeye ve sandığa davet eden ilandı.
2002 Milletvekili Genel Seçimleri Türk siyasal tarihinin en ilginç sonuçları olan seçimlerinden biriydi. Bir tarafta CHP yükselen bir çizgide ardında güçlü bir rüzgar hissediyor. Diğer tarafta Ak Parti bir sihirli gücün sahibi olarak iktidara geleceklerinden emin bir eda sergiliyordu.
Parti yetkilileri tüm siyasal geçmişi analiz ettiklerini, kendilerinin ve diğer partilerin ülkeye kazandırdığı/kaybettirdiği tüm siyasal ve ekonomik olguları etüd ettiklerini ve ülke yönetimine gerçekçi bir vizyona belirleyerek hazırladıkları bilimsel bir programla talip olduklarını söylüyorlardı. Çok kapsamlı, 4 fazlı kampanya önerimiz bu brief doğrultusunda şekillendi.
Durum tek kelimelik tanımlarla ortaya konuyor, çözüm tek kelimelik karşılık olarak vurgulanıyor, ifadenin destek ve gerekçeleri alt metinlerde açıklanıyordu. Kampanyanın son ilanı gençleri sandık seçmen listelerinde adını kontrol etmeye ve sandığa davet eden ilandı.
1994 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimleri, demokrasimiz üstünde büyük etkileri olacak, Türk siyasal tarihinin en önemli seçimiydi. %35 oranındaki potansiyel sosyal demokrat oy üçe bölünüyor ve bu sayede %25 oyla radikal sağ bir partinin adayı seçiliyordu.
CHP adayı Genel Sekreter Ertuğrul Günay idi ve sanki istemeden aday yapılmış gibiydi. "Bir oyumuz var, ucunda İstanbul" sloganı belki de bizim iç isyanımızın ifadesiydi. Billboard henüz icat edilmemiş, sadece kağıt afişler kentin belirli bölgelerinde duvarlara yapıştırılmıştı. Kampanya bu kadardı.
09 Eylül 1992' de CHP yeniden siyasal yaşama dönmüştü. 1979'daki delegeleriyle toplanan Cumhuriyet Halk Partisi aynı ad, logo ve altıok amblemini kurllanma kararındaydı. Genel Başkanlığa Deniz Baykal seçilmiş, genel sekreterliğe Ertuğrul Günay getirilmişti.
Kurmsal lansman kampanyası bize sipariş edildi. Kampanyada, kuruluş ilkelerine yeniden sahip çıkan parti algısı oluşturmak temel hedef olarak belirlenmişti. Biz bu hedefi, şartlı bir üst hedef olarak ülkeyi sahiplenme boyutuna taşıdık. "Bu ilke bizim, bu ülke bizim" sloganı böyle doğdu. 6 temel ilkenin gösterdiği yolu takip ederek Cumhuriyet Halk Partisi'nin idealize ettiği Türkiye'nin tarifini yapıyor ve ülkeyi bu ideal tarife uygun hale gönüştürerek yeniden sahip çıkma mesajı veriyorduk. Radikal sağ partilerin yükseliş trendi yakaladığı bir dönemde CHP "ortanın solu" söylemi ile somutlaşmış sosyal demokrat anlayışını güncelleyecek, böylelikle yeni bir toplumsal taban oluşturacaktı.
1979 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş/Grafik Bölümü’nü bitirdi. 1976 - 1983 yılları arasında Ankara’daki çeşitli ajanslarda Grafik Tasarımcı ve Sanat Yönetmeni olarak çalıştı. 1983 yılında Grafikevi’ni kurdu.
(Devamını oku)
Zaman geçip gidiyor. Bir hikâye anlatıyorsun, o kalıyor.
Hikâyeler yazdım.
Kırık Hikâyeler (Öyküler)
Pencere'm (Anı Hikâyeler)
Oralar Öldü Oğul (Yerel Hikâyeler)
Yaa İşte!.. (Alıntı Hikayeler)
Hüzünkâr (Güncel Şiirler)
İçime İnen Merdiven (Benden Bahis)
Mektuplarım (Gidenler)
Annemin Mektuparı (Gelenler)
"... Eylül gelmiş, Raif Eğitmen okulu açmış ve Bekçi Polat Amcayı, hane-hane dolaşıp yedi yaşına gelmiş kız çocukların okula getirmekle görevlendirmişti. Bekçi Polat Amca, zurnası ve üniformasıyla göreve çıkar, haneye geldiğinde zurnasının dilini kontrol eder, özenle ağzına yerleştirir, şapkasına mukayyet bir şekilde ucunu havaya kaldırarak kısa ama esaslı bir “Sarı Seylan” üfler, dilini dudaklarında şöyle bir gezdirdikten sonra lafa girerdi."
(Devamını oku)
"Sokaklarda saklı minik duygular vardı. Görebildiklerime telefonumu doğrulttum. Başına başlık sonuna jenerik ekledim..."
1976 yılından beri yaptığım iletişim tasarımı çözümleri hep sipariş idi. Hep müşteriler içindi. Düşünüyorum da ekran başında içimden geçenleri görselleştirmekte biraz geç kalmıştım, evet. Başladım ve çıkanların bir bölümünü burada paylaştım.
Kişilerarası yayıncılığın geldiği populer dijital ortamda, iletişim tasarımcısı, yaşadığı çevreye dair evrensel duyarlılığını daha hızlı gösterme fırsatı buldu. Dinazor tasarımcılar arasında olsam da, ben de etkilendiğim gündeme dair ürettiğim işleri sosyal medyada paylaştım. Kimileri burada.
Doğrusu ekrandan uzak durmayı başarmakta geç kaldım. Resim yapmaya, reklam sektöründeki dinamik ticari uğraştan kısmen uzaklaştığım 2017 yılında suluboyalarla başladım. "BirGrupİnsan" sergi grubu ile İstanbul ve Ankara'da üç karma sergiye, İstanbul Gelişim Üniversitesi'nin ve Ataman Galeri'nin açılış sergilerine katıldım.
Biri Türk Sinemasının başyapıtlarından seçilen 12 filmi; bulup, restore edip Türkiye'de ve Yurtdışında belirli zaman aralıklarında gösterime sokmakla ilgili... TürkFilm12.
Diğeri, yaşamı boyunca Paşabahçe sırtlarından Boğaz'ı ve Kız Kulesi civarlarının resmini yapmış, Türk Resminin önemli izlenimci ressamı Hoca Ali Rıza ile ilgili... Bienal formatında multimedia bir proje.