ANI HİKÂYELER| CÜNEYT ÖZYER
Sedat'n Taklası
- Bi' Öğrenci Hikâyesi Daha


Yıl 1983.
Yahyalar Ortaokulu'nda Resim Öğretmeniyim

26 yaşındayım, ilk öğretmenliğim. Okul, ilkokula 15.00 - 19.00 arası dört saatlik üçüncü dilim eklenerek daha yeni ortaokul özelliği kazanmış... Ben de yeni tayin olmuşum. Müzik ve Beden Eğitimi öğretmenleri henüz yok. Ajansı yeni kurmuşum, dersimi geç saatlere koydurdum ki Kızılay'daki ofisten vakitlice çıkıp, yetişebileyim. Otobüsle Kızılay-Yahyalar birbuçuk saat.

Müdürümüz Mustafa Özkan dedi ki; "genç ve yakışıklısın ya, -eee Müdür Bey!- Beden Eğitimi derslerini de sana yazdım".

- Yahu olmaz, hık-mık...

- "Bitti o iş" dedi. "Yine geç saatlere koyarım merak etme."

- Peki Müdür Bey.

Salon filan yok. Bir tane -işi bitince odun-kömür ardiyesine kaldırılan- muşamba kaplı eski minder var, soğuk havalarda sınıfa götür-getir ile güya dersleri sınıfta yapıyoruz.

Dışarısı desen bir pota bile yok. Bari bir ağ olsa da voleybol oynasak, yok. (Ama sonradan oldu. Ayrı bahis.) Okul bahçesinde yerler toprak. Dışardaysak eğil-kalk, koş-atla-zıpla birşeyler yapıyor; birdirbir, uzun eşek, kısa eşek, mendil kapmaca, esir almaca oyunlar oynuyoruz da sınıfta ne yapalım!... Düz takla, ters takla filan.

Hadi derslerde birşeyler yapıyoruz o da tamam da, not vakti gelip çatıyor. Yahu ne yaptırıp ta not verecem ben bu çocuklara! Üç not güz dönemi, üç not ta bahar.

Aralık ayı, dışarıda kar ve ünlü Ankara ayazı... 3D sınıfında, not için sınıftayız, Sedat ile İsmail gitti minderi getirdi, kara tahtanın önündeki boşluğa koyduk. Şekerler numara sırasıyla takla atacak, kahverengi kapaklı not defterime not vereceğim. Kızlarda eşofman var da erkeklerin çoğunda ceket ve kravatlar çıkıyor, gerisi kabul. Spor ayakkabı filan yok. Mindere çıkarken ayakkabılar çıkıyor, sonra giyiliyor.

Sedat'tan söz edeceğim şimdi. Şu benim önümde duruşumuza göre soldaki delikanlı. Dersleri çok başarılı, hep iftiharla geçiyor. Resimleri ve el becerileri çok iyi. Sesi de güzel. "Leylim-ley"i bir güzel söyledi ki bir keresinde, duyanlar İbo sanmıştı. Son derece saygılı ve efendi bir çocuk aynı zamanda. Efendim uzatmayalım sözü, bezdirmeyelim sizi; takla sırası Sedat'ta...

Mindere çıkacak, selam verecek, işaretimle diz çöküp ellerini koyacak, yine işaretimle düz taklasını atıp düzgün bir şekilde ayağa kalkacak, kurallı bir geri dönüşle hazırola geçip, başıyla sınıfı selamlayacak. "Eee ne var bunda herkes yapar" demeyin. Hatta görseniz en iyi Sedat yapar derdiniz. Ben de olimpiyattaki jüri başkanı misali (anlarmışım gibi) hareketin tekniği ve artistiğine puan vereceğim, not olacak.

İşaret tamam, Sedat attı taklasını ama minderle sadece başının sağ tarafı, sağ omuzu, sağ poposu temas kurmuştu... Kalktı sağdan geri dönüş yaptı. Selam da tamam, ama hareketinde vücudunun sol yarısından eser yok. Sedat çok çevik ama hareket, (hani derler ya) yanpirik. O esas duruşta, benim elimde not defteri ve kalem, göz gözeyiz. Kaldık öyle... İkimizin de içindeki teknik ve artistik puanlar altıyı geçmiyor... Yetersiz. İftiharla sınıf geçen çocuğun ortalamasını mı düşüreyim yani. Sınıfta bir sessizlik. Sedat baktı ki ben daha zordayım, hızır gibi yetişen bir cümle kurdu.

- Öğretmenim izin verirseniz bir daha yapayım.

Sınıfa baktım, bütün asılmış suratlar bir anda gevşeyip gülümsedi.

- Peki, hadi bakalım.

Sedat evladım, birincisi daha iyiydi. Bu sefer hareket daha seri ama, sağa çekiş minder dışına taştı. Yine kalktı, esas duruş ve selam ama ben gözlerine bakmadım. Sınıfa baktım. Küçük bir işaret, bir göz kırpma... Bir alkış, bir coşku, bir kıyamet. Dedi ki Sedat;

- Hayır Öğretmenim, yapamadım. Bu hareketim beş bile etmez.

- Hayır Sedat, sınıfı jüri yaptık. Bundan sonra notları hep birlikte vereceğiz. Sınıfa dönüp "benden dokuz, ne dersiniz çocuklar!" dedim.

Sınıf "on, on, on" diye inledi. Kahverengi kaplı not defterime 10 yazdım. Bütün defterlerde Sedat'ın adının sağında 10 yazıyordu zaten.

Yarıyıl karnesini de ben verdim. Gözlerinin kenarından öpüp, sağ elimi sol omuzuna koydum.

Duruşu az düzelmişti sanki.

Cüneyt Özyer
Anı Hikâyeler
Kasım 2021, Çayyolu - Ankara



< ÖNCEKİ | KURUCUYA DÖN | SONRAKİ >



Bİ' DAVET YAPIN




Temas

Görsel İletişim Tasarımı, Pazarlama İletişimi, Siyasal İletişim, Markalaştırma, Yaratıcı Yazarlık alanlarında elli yıllık deneyime sahip Üstat Cüneyt Özyer'den bir konferans almayı veya bir etkinliğinize katılmasını düşünürseniz aşağıdaki formu doldurup gönder butonuna dokunmanız yeterli. Size çok kısa sürede cevap verecektir.



Gidiyor...
Mesajınızı aldık. Teşekkür ederiz. Size en geç iki iş günü içinde cevap vereceğiz.

Bize aşağıdaki telefon veya e-posta adresimizden de ulaşabilirisiniz. Bi' kahve içmeye her zaman bekleriz.

Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi,
Başkent Güvengir Küme Evleri
2908. Sokak No: 30
Çayyolu - Ankara / Türkiye

Gsm: 0 (532) 332 37 80
e-posta: info@grafikevi.com.tr