ANI HİKÂYELER| CÜNEYT ÖZYER
Hulus Amca
- Bi' Seyyare Billboard Hikâyesi


"Bu ahşaaaaaammm, Ses Sinemasındaaaaaaaa, Edis Uunnn, Fili Sakınnn… Gaaaalll vatantaaaaaşşş, gal. Gal da ey mohkem sevmaynan kor gözlar nasıl açıliyer san da görrrrr."

O hafta sinemada hangi filmin oynayacağını bize Hulus Amca duyururdu. Hulus Amca omuzlarının üstünde ön ve arka yüzeylerine filmin afişi yapışık pano taşırdı. Dikey dikdörtgen yüzeyinin alt yatay kısmını omuzlarına oturtur; kenarlardan uzayan sapların, birini arkaya biri önde alır, kollarıyla bedeni arasına sıkıştırıp kasarak vücuduyla bütünleştirdiği panoyla birlikte yürürdü. Hulus Amca'nın özgün tasarımı olan bu seyyare billboard, benim gördüğüm ilk hareketli iletişim mecrasıydı. Çok yaratıcıydı. Çok hoştu. Hulus Amca, başının üstünde film afişi ve pala bıyıklarıyla dolaşırken bağıra-ballandıra filmin adını, artistlerini ve kısaca konusunu söylerdi. Yönetmenden söz ettiğini hiç duymadım.

"Bu akşaaaaaammm, Ses Sinemasındaaaaaaaa, Con Vayn'ın kovboy filmiiiiii vaaaarr... Gaaaaalll vatantaaaaaşşş, gal da ata nasıl binıluuuuur san da görrrrr."

- Na yokuş bilur na enış o itoğlitlar… At öliyer, birahıp gediyellar Hulus Emi ya!…

- Oğlum o filim icabi. De hayde gedın… Eglaşturmayın beni, toz olun hayde.

- Birah Hulus Emi ya, işan galmiyanda filim icabi.. Nayın filim icabi!..

- Ola, kaybolun dedim bah, yiyacahsız zopayi.

Hulus Amca o Cumartesi akşamüstü bir kovboy filmi için bağırmışsa, Necdet'le ben filmi, Pazar günü 15.00 seansında tahta sandalyeler üstünde ve kesin en ön sırada seyrederdik. İster paralı, ister parasız!.. Ama kesin seyrederdik.

Paralı hali malum, parasız hali şöyle olurdu:

Alt salonun giriş kapısındaki biletçi uzatılan biletleri alır, seyirci içeri girince yırtar yere atardı. Bazıları tam kopmazdı. O seansta herkes içeri girip film başladıktan sonra Necdet'le kapı önüne iner, tam kopmamış biletleri bulur, acele eve giderdik. Yırtılma yerlerini özenle bir birine denk getirir, iğne ucu ile hafifçe Köknar Pisi dokundurur bir kitabın sayfaları arasında döşeğin altına koyar, beklerdik. Biletler bir saat kadar sonra hem düzleşerek yeni gibi, hem de birleşen yırtık yeri fark edilmeyecek kadar pürüzsüz görünürdü. Hedefe koyduğumuz 15.00 seansı başlamadan sinema önüne gider, çıkanları seyreder, giriş kapısındaki kalabalık artınca aralarına karışır, tamir görmüş biletimizi biletçiye uzatır, bizdeki ucunu bırakmaz, beraber yırtmış gibi yapıp içeri dalardık.

Çoğunlukla başarıyla sonuçlanır ama, olur da yapıştırma bilet operasyonu bir kazaya uğrarsa, film başladıktan 10-15 dakika sonra gelir, sessizce üst katın ayvanına çıkardık. Salonun perdeye yakın bölümündeki kontraplak kapatmalar üstünde iki delik açmıştık. Açık söyleyeyim, ben açmıştım delikleri. Söğüt dalı ve yaban gülü filizinden düdük yapmaktan gelen çakı kullanma becerim, elbet bir işe daha yarayacaktı. Gözlerimizi dayadık mı deliklere, işte perde işte bedava film. Artislerin boyları fazla uzun ama olsun. Bilmem ki kaç kere ikimizin ensesinden aynı anda yakalamış, biz “tamam ayvayı yedik” derken hiç bırakmadan -boynumuz eğik- aşağı indirip, kapıyı sessizce ve hafifçe aralayıp içeri itivermiştir bizi. Kim? Tabii ki Hulus Amca. Gün Pazar ve öğretmenlerimiz öğrenci kontrol devriyesine değilse… Hafta içi ne mümkün! Sero’dan beter olurdu Hulus Amca.

Filmden çıkınca John Wayne'e, atlara iniş-yokuş dinlemeden bindiği ve ayağı takılıp düşerken bile üstünde kaldığı için çok kızardım. Derdim ki; "Atına acımayan kovboy olamaz". Ben yaylaya giderken, Kırık'ın ve Dereler’in yokuşlarına gelince atımdan inerdim. Ben önde atım arkamda, merhamet ve minnet duygularımızla beraber yürür giderdik.

Ben çocukken, hayat daha güzeldi.

Cüneyt Özyer
Anı Hikâyeler
21.01.2012, Bahçelievler - Ankara



< ÖNCEKİ | KURUCUYA DÖN | SONRAKİ >



Bİ' DAVET YAPIN




Temas

Görsel İletişim Tasarımı, Pazarlama İletişimi, Siyasal İletişim, Markalaştırma, Yaratıcı Yazarlık alanlarında elli yıllık deneyime sahip Üstat Cüneyt Özyer'den bir konferans almayı veya bir etkinliğinize katılmasını düşünürseniz aşağıdaki formu doldurup gönder butonuna dokunmanız yeterli. Size çok kısa sürede cevap verecektir.



Gidiyor...
Mesajınızı aldık. Teşekkür ederiz. Size en geç iki iş günü içinde cevap vereceğiz.

Bize aşağıdaki telefon veya e-posta adresimizden de ulaşabilirisiniz. Bi' kahve içmeye her zaman bekleriz.

Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi,
Başkent Güvengir Küme Evleri
2908. Sokak No: 30
Çayyolu - Ankara / Türkiye

Gsm: 0 (532) 332 37 80
e-posta: info@grafikevi.com.tr