KIRIK HİKÂYELER| CÜNEYT ÖZYER
Al Basmalı'm
- Yalın Bi' Aşk Hikâyesi


KIZ: Başında, uçlarını sıkıca sararak kurdele gibi bağladığı yeşilli-morlu bir yazma vardı. Kalın örgülü at kuyruğu saçları, yazmasının altından beline kadar iniyordu. Memelerini sıkıca saran kirli bluzunun altına al basmadan fırfırlı bir etek giymişti. Cepleri yarıya kadar söküktü. Önde yürüyordu. Fena kızgındı. Hızlı ve hırslı yürüyüşü sırasında dolgun, diri vücudundaki ritmik sarsılmalar sokaktakilerin dikkatini çekiyordu. Bunu hissetse de kimseye aldırdığı yoktu. Bir sağa bir sola savrulan etekleri ve dirseklerine kadar çemlenmiş bluzunun açıkta bıraktığı uzun, zarif ve pürüzsüz kolları öfkesini tarif ediyordu sanki... Elleri; kolunun öne hareketinde başının hizasına kadar kalktığında yumruk oluyor, arkaya hareketinde kalça hizasında -tafralı bir eda ile-, hafifçe yana açılıyordu. On yedi-on sekiz yaşlarında bir esmer güzeliydi.

ARKASINDAKİ DELİKANLI: İri yapılı, atletik, yağız biriydi. Panama desenli gömleğinin düğmeleri göbeğine kadar açıktı. Düz yeşil eşofmanının yerleri süpüren paçaları çamur tutmuştu. Çıplak ayaklarına, topuğunun arkasından ip kuşak dolanan sandaletimsi bir şeyler giymişti. Eskiydiler. Kızın arkasında yürüyordu. Sinirli gibi görünse de, aslında fena halde mahzundu. Epeydir makas değdirmediği bıyıklarını, uçlarını yukarı bükebilmek için özenli bir çaba ile uzattığı belliydi. Bıraksalar önündeki kızı kucağına alır, aynı uzun ve hızlı adımlarla -zerre yorgunluk duymadan- rüzgâr gibi geçer giderdi. Ama asla kızın önüne geçmiyor, kolundan-eteğinden bir yerinden tutup çekmiyor, bağırmıyor, olağan dışı el-kol hareketi yapmıyor, hiç bir şey söylemeden neredeyse uygun adım arkasından yürüyordu. Ya aynı yaştaydılar, ya da belki bir yaş büyüktü kızdan...

ARKALARINDAKİ KÜÇÜK KIZ: Sanırım sekiz-on yaşlarındaydı. Koşar adım yürümekten nefesi kesilecek gibi olsa da, o çatlak sesiyle durmadan -yarı ağlamaklı- konuşuyordu. Öndeki kız ablasıydı. Delikanlı da anlaşılan akrabadan... Saçları darmadağın, yüzü kirliydi. Konuştukça ağzına doluşan sümüğüne aldırmıyor, kâh yazmayla siliyor, kâh koluyla sıyırıyor, öndekilerden koparım telaşıyla, kan-ter içinde yürümeye devam ediyordu. O dağınık, o perişan hallerinden, başında bağsız kalmış yazma kendi rüzgârıyla havalanıp arkasına düştü... Bir an dönüp baktı ama durmadı. Almadı. Az geride kalırsa, öndekilerin hızla arayı açacağını biliyordu. Onca yol peşlerinden ayrılmamışken, sümüklü bir yazma için onları gözden kaybetmenin âlemi yoktu.

Hiç susmadı.

- Seviyor seni işte. Ben bilmiyor muyum!.. Yavaş yürü O…puuuuu. K…atın bebesi, yavaş biraz yaa.. Sen de az dü… değilsin ha. Kaç tane var senin gibi… Gız yavaaaşşş.

(Kız seni Adana kebap yiyesin de, ısırdığın biber zehir gibi acı çıksın da, yansın o bir karış dilin kız. Nokta-nokta... Cimcime!..)

- Gız abla yavaaaşşş gııızz. Goptu ayaklarım yaa.

Öylece yürüyüp gittiler.

Cüneyt Özyer
Kırık Hikâyeler
Eylül 2010, Bahçelievler-Ankara



< ÖNCEKİ | KURUCUYA DÖN | SONRAKİ >



Bİ' DAVET YAPIN




Temas

Görsel İletişim Tasarımı, Pazarlama İletişimi, Siyasal İletişim, Markalaştırma, Yaratıcı Yazarlık alanlarında elli yıllık deneyime sahip Üstat Cüneyt Özyer'den bir konferans almayı veya bir etkinliğinize katılmasını düşünürseniz aşağıdaki formu doldurup gönder butonuna dokunmanız yeterli. Size çok kısa sürede cevap verecektir.



Gidiyor...
Mesajınızı aldık. Teşekkür ederiz. Size en geç iki iş günü içinde cevap vereceğiz.

Bize aşağıdaki telefon veya e-posta adresimizden de ulaşabilirisiniz. Bi' kahve içmeye her zaman bekleriz.

Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi,
Başkent Güvengir Küme Evleri
2908. Sokak No: 30
Çayyolu - Ankara / Türkiye

Gsm: 0 (532) 332 37 80
e-posta: info@grafikevi.com.tr