KIRIK HİKÂYELER| CÜNEYT ÖZYER
Ah Sara Nine
- Bi' Yalnızlık Hikâyesi


Yumurtalarında eksilme yoktu aslında. O'nun değerli olma ihtiyacını karşılıyordu yumurtalar…

Hep evinin üstündeki dar patikada karşılaşırdık Sara Nine'yle. Sol koluna taktığı küçük sepeti, sepetinin içinde yumurtalar, hırkasının sol iç cebinde kurşun kalem inceliğinde kırılmış çıralar, sağ dış cebinde kibrit ve elinde ince bir sopa hiç eksik olmazdı. Bazen hafifçe eğilir, sopasını usul-usul eteklerine vururdu. Bir gün anlattı nedenini!.. Cinleriymiş. Sara Nine nereye gitse eteklerine yapışan cinleri de beraber… Bazen huysuzluk ediyor, yürümesini zorlaştırıyorlarmış. O zaman vuruyormuş eteklerine. Biz cinlerini cezalandırıyor diye düşündük, ama değilmiş… Sara Nine etek uçlarına kadar eğilemediği için cinlerine sevgisini sopasıyla dokunarak gösteriyor, onlar da bu dokunuşlarla gösterilen şefkati hissedip uysallaşıyorlarmış… Başkalarını bilmezmiş ama kendi cinlerinin en sevdiği şey, o ince sopasıymış… Öyle derdi.

Daha uzaktayken, eksilen yumurtalarının gözünden kaçmadığından bahisle sopasını kaldırıp işaret parmağı gibi sallayarak bize sataşır, yanımıza gelince üçümüze de birer yumurta verir, telaşlı-tez adımlarla ve hiç bir zaman hiç kimseyi incitmemiş cümlelerle söylenerek geçer giderdi. Evinin ayvanında her zaman aynı yerde oturan Beç Ahmet Amca'nın hizasına vardığında durur, ona arkasını döner ve ortalama iki dakika ağız dolusu söverdi. Ağabeyinin ayvandan aleni işemesine fena içerlerdi.

O gece, Sara Nine’nin altı mumluk idare lambasının alevi can çekişiyordu. Gazı bitmiş, fitili kömürleşmişti. Hırkasının sol iç cebinden küçük çıraları çıkardı, eğildi, ocaktaki közlere uzatıp üfledi. Çıralar tutuşunca, bir balerin kıvraklığıyla kalkıp dönerek ocağın baş taşları arasındaki yerine yerleştirdi. İdare lambası söndü. Sıska kollarını anlam veremediğimiz hareketlerle çıraların alevine doğru sallarken, duvardaki gölgesinin dudakları da durmamaca açılıp kapanıyordu. Odanın iki çapraz köşesi arasında üç kere hızlıca gidip geldi. Dördüncüde ocağın önünde durdu. Bir çıra daha çıkardı cebinden. Bir ucu avuç içinde, bir ucu üç parmak ucundan beş santim kadar dışarıda tebeşir tutar gibi tutarak, ocağın kemer taşlarına sırayla dokundu. Soldan başlayıp her taşa bir kez, kilit taşına üç kez dokunarak sağa gidiyor, son taştan sonra elini şakağına yaklaştırıp biraz düşünüyor, sonra taşlara aynı hızda dokunarak sol başa geri geliyordu. Bu ritmik hareketi dokuz kez yaptıktan sonra durdu. Uzunca bir süre, çıralı sağ eli şakağında, gözleri alevlere kilitli öylece hateketsiz kaldı. Aniden alevi dibe yaklaşmış çıralara bağırdı. Gölgesi ondan çok bağırdı. Belli ki bir isyan haykırışıydı, bir intizar, bir yakarıştı ama ne dediğini duyamıyorduk. Sonra birden sakinleşti... Ocağa arkasını döndü, bir-kaç adım atıp durdu. Karşı duvardaki gölgesine bir şeyler anlatmaya başladı. O sabırlı ve bilge öğretmen; gölgesi onu dikkatle dinleyen öğrencisi gibiydiler. Epeyce anlattı, anlattı... Yoruldu. Usul adımlarla gelip, pencere dibindeki sekide sağ yanının üstüne uzandı. Ağzını kapatan oyalı beyaz tülbentini burnunun üstüne getirdi, dizlerini karnına doğru çekti. Eteği ile ayaklarını örttü. Küçücüktü… Çıralar da söndü.

Ertesi gün, evinin üstündeki patikaya çıkmadı Sara Nine.

Ah Sara Nine!..

O gün, kuzeye doğru yirmi derece yatık evinin -gündüz gözüyle hiçbir zaman çıkmaya cesaret edemediğimiz- ayvanına çıkıp, odasının tahta oyuğu küçücük penceresinden ona son kez baktık...

Kamburunun yuvarlağı biraz artmıştı sanki. Cinleri, etek kıvrımlarında saf tutmuştu. Tören düzeninde, kalabalık ve çok telaşlıydılar.

Ocakta, yumurta dolu kocaman bir sepet vardı.

Cüneyt Özyer
Kırık Hikâyeler
Aralık 2009, Bahçelievler-Ankara



< ÖNCEKİ | KURUCUYA DÖN | SONRAKİ >



Bİ' DAVET YAPIN




Temas

Görsel İletişim Tasarımı, Pazarlama İletişimi, Siyasal İletişim, Markalaştırma, Yaratıcı Yazarlık alanlarında elli yıllık deneyime sahip Üstat Cüneyt Özyer'den bir konferans almayı veya bir etkinliğinize katılmasını düşünürseniz aşağıdaki formu doldurup gönder butonuna dokunmanız yeterli. Size çok kısa sürede cevap verecektir.



Gidiyor...
Mesajınızı aldık. Teşekkür ederiz. Size en geç iki iş günü içinde cevap vereceğiz.

Bize aşağıdaki telefon veya e-posta adresimizden de ulaşabilirisiniz. Bi' kahve içmeye her zaman bekleriz.

Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi,
Başkent Güvengir Küme Evleri
2908. Sokak No: 30
Çayyolu - Ankara / Türkiye

Gsm: 0 (532) 332 37 80
e-posta: info@grafikevi.com.tr