ANI HİKÂYELER| CÜNEYT ÖZYER
Ahmet,
Nasıl Olacak!..
- Bi' Öğrenci Hikâyesi


Yıl 1984.
Yahyalar Ortaokulu'nda Resim Öğretmeniyim

İkinci sınıflarla, İş ve Teknik Eğitimi dersinde, 35 × 50 cm mdf plaka üstüne karışık malzeme ile şehir maketi yapıyoruz. Amaç çocukların form/biçim/renk/düzen algısını yaşadıkları çevre ile ilişkilendirmek ve el becerilerini geliştirmek... Malzeme serbest. Aile bütçelerine yük olmasın. Soruyor çocuklar "öğretmenim kuru nane tozundan park yapsam olur mu!" diyorum ki, "olmaz mı hiç, süper olur". Binalar köşeli tebeşir veya marangoz atığı çıta parçalarından... Suluboya ile boyandı, pencereleri, kapıları bile oldu. Karton parçalarından kesilen beşik çatılar yakındaki ardiyelerden toplanmış kiremit tozu ile kaplandı, bacaları kondu apartman oldular. Ağaçlar minik kuru dallardan, elmaları kırmızı mercimek... Yollar gri elektrik bandı, araçlar hamurdan.

Ahmet Naci, haftada iki saatten 1 ay boyunca 8 saat okulda, üç-dört katı kadar zaman da evde emek vererek olağanüstü güzellikte bir iş çıkarmıştı. (Söylediğine göre annesi çok söylenmiş "böyle ders mi olur" diye ama babası çok beğenmiş.)

Not almıştı. On üstünden on yıldızlı 10.

Paydos zili çaldı. Ellerinde ağırca maketler, not sevinci ve heyecan içinde, kalabalıkta birinin kolu değmesin diye korumaya çalışarak, hep beraber üst katın merdivenlerden iniyoruz. Ahmet Naci nasıl olduysa oldu, matematik öğretmeni ile bir kaç basamakta yan-yana oldu. Önlerinde müdür, arkalarında ben varım.

Matematik öğretmeni müdüre seslendi;
- Müdür bey, müdür bey, bakar mısınız? Şu çocuğun elindeki biblo odanıza nasıl da yakışır!..

Sonra Ahmet Naci'ye dönüp emretti:
- Oğlum, ver bakiim o elindekini bana.

Fena bağırmışım.
"Muhittin, bırak çocuğu"

Film kopmuş, sahne donmuştu. O anı hayal gücünüze bırakıyorum.

...

Yıl 1996. Mebusevler'deki ofisime bir delikanlı gelmiş. Asistan arkadaşım odasına almış, haber verdi. Gelsin dedim.

Ahmet... Elinde büyükçe beyaz bir kutu. Toplantı masasının ortasına koydu, oturduk. Üç yıl önce Gazi Mimarlık bitmiş. Sonra yüksek lisans. Şimdi okuldaymış.

"Kutuyu açayım" dedi. Başına gittik, açtı. O maket... Ve sağ alt köşede minik bir prinç etiket.

"1983 - 1984 Yahyalar Ortaokulu
Teşekkürler öğretmenim."


Sarıldık, sarıldık ta... Ne yapayım ben şimdi.

"Ahmet, nasıl olacak" dedim.
"Ben sık-sık sizi görmeye gelirim Öğretmenim"
dedi.

Cüneyt Özyer
Anı Hikâyeler
Kasım 2012, Bahçelievler-Ankara



< ÖNCEKİ | KURUCUYA DÖN | SONRAKİ >



Bİ' DAVET YAPIN




Temas

Görsel İletişim Tasarımı, Pazarlama İletişimi, Siyasal İletişim, Markalaştırma, Yaratıcı Yazarlık alanlarında elli yıllık deneyime sahip Üstat Cüneyt Özyer'den bir konferans almayı veya bir etkinliğinize katılmasını düşünürseniz aşağıdaki formu doldurup gönder butonuna dokunmanız yeterli. Size çok kısa sürede cevap verecektir.



Gidiyor...
Mesajınızı aldık. Teşekkür ederiz. Size en geç iki iş günü içinde cevap vereceğiz.

Bize aşağıdaki telefon veya e-posta adresimizden de ulaşabilirisiniz. Bi' kahve içmeye her zaman bekleriz.

Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi,
Başkent Güvengir Küme Evleri
2908. Sokak No: 30
Çayyolu - Ankara / Türkiye

Gsm: 0 (532) 332 37 80
e-posta: info@grafikevi.com.tr