ALINTI HİKÂYELER| CÜNEYT ÖZYER
Balık Sepeti
- Grup Zihni ve Niyetin Tasarlanması


Creel, İngilizcede “yakalanan balıkların konduğu sepet” anlamına gelen bir sözcük... ABD’de Wilson hükümeti tarafından kurulan “Halkı Bilgilendirme Komitesi” adındaki komite, “Creel Komisyonu” (Creel Commission) olarak da bilinir.

Woodrow Wilson, I. Dünya Savaşı’nın tam ortasında, “Zafersiz Barış” (Peace Without Victory) sloganıyla başkan seçilmişti. Son derece pasifist olan ABD halkı, bir Avrupa savaşına katılmak için hiç bir neden görmüyordu. Wilson yönetimi ise savaşa çoktan imzayı atmıştı ve bu durumda halkı ikna etmek için bir şeyler yapmak zorundaydı. Hükümetin bu amaçla kurduğu “Creel Komisyonu”, altı ay gibi kısa bir süre içinde o barışçıl halkı etkileyerek, histerik, savaş çığırtkanı bir hale dönüştürdü. Kolları koparılmış Belçikalı bebekler vb. türlü vahşet görüntüleri üreterek, Alman askerlerinin zalimliğine ikna ederken; Amerikan halkına savaşa girme gereğini benimsetti. Savaşa girip dünyayı kurtarmak, Alman olan her şeyi yakıp yıkmak isteyen insanlar yaratmayı başardı. Bu esaslı bir başarıydı ve ardı sıra gelen başarılara da önayak oldu. Savaşın hemen ardından, aynı yöntemler “komünizm öcüsü” yaratmak ve “kızıl korku”yu kışkırtmak için kullanıldı. Sendikal faaliyetler, siyasal düşünce ve basın özgürlüğü gibi tehlikeli (!) sorunların saf dışı bırakılmasında oldukça büyük başarı sağlandı. Bu işin başını çeken büyük güç; büyük şirketlerin yoğun desteği ile organize edilmiş medya idi.

Komisyonda, Walter Lippman ve Edward Bernays (Netflix kurucusu Mark Randolph’un dedesi) gibi liberaller vardı.

İç ve dış politika eleştirmeni bir Amerikalı gazeteci olan Walter Lippmann, aynı zamanda liberal demokrasinin önde gelen kuramcılarındandı.

Halkla İlişkiler'in babası kabul edilen, etkili ve pratik propaganda çalışmalarında kullanılan [ grup zihni ] ve [ niyetin tasarlanması ] gibi tanımları ortaya atan Bernays ise, Sigmund Freud’un kuzeni idi.

Bernays ve Lippman, 1950'li yıllarda Amerika'da ortak bir halkla ilişkiler şirketi kurdu ve çok başarılı oldular.

Walter Lippmann’ın 1922’de yayınlanan “Public Opinion” adlı kitabı, kamuoyunun istenilen biçimde oluşturulabileceği inancının güçlenmesinde çok etkili olmuştur. Lippmann bu kitapta dışımızdaki dünya ve kafamızın içindeki görünümlerin ilişkisini anlatmaktadır.

[ Söz ve imgelerin kitlelerde bir çeşit sanal gerçeklik yarattığını ve istenilen şekilde davranış geliştirmede etkili olduğunu vurgular. ] Politik bir sorun olarak uğraştığımız dünya, “ulaşılmaz, görünmez ve akıl dışıdır". Her birey kafasının içinde ulaşamadığı dünyanın “güvenilir bir görünümünü” oluşturur. Vatandaşların zihnindeki bu görünümler birleşerek kamuoyunu yaratır. Parçalanmış, bozulmaya uğramış, önyargılarla örselenmiş ve iç kabul kaybına uğramış görünümler konsolide edilerek (sıkılaştırıp güçlendirme) kişilerin dış dünya ile ilişkileri yönlendirilir. Noam Chomsky, “Medya Denetimi” adlı kitabında Creel Komisyonu ile ilgili olarak şunları söylüyor: “Tüm bunlar çok etkileyici. Günümüzde de hızla artarak devam ediyor ve tabii ki çok dikkatlice tasarlanıyor. Halkla ilişkiler endüstrisindeki insanların derdi elbette eğlence değil. İşlerini yapıyorlar. Doğru değerleri aşılamaya çalışıyorlar. Aslında, demokrasinin ne olması gerektiği hakkında bir fikirleri de var... “ Demokrasi, toplumun sahibi olan efendilerine hizmet etmek üzere eğitilen seçilmiş sınıfın kurup işlettiği bir sistem olmalı... Nüfusun seçilmişler dışında kalan bölümü, her çeşit örgütlenmeden yoksun bırakılmalıdır. Çünkü örgütlenme sadece başa bela olur. Onlar, yalnız başlarına televizyon karşısında oturtularak, kafalarına; hayattaki en önemli şeyin mal- mülk edinmek ya da modellenen orta sınıf aileler gibi yaşamak olduğu kazınmalıdır. "Amerikancılık", "dindarlık" "uyumluluk" gibi iyi değerleri elde tutmak olduğuna koşullanmalıdırlar... Hayat bundan ibarettir. Hayatta bundan daha fazlasının olabileceğini de aklınızdan geçirebilirsiniz tabii... Ama her şey o kanalda olup bittiğine göre, olanları tek başına izlerken dönüp-dolaşıp kendinize aklınızdan geçenin delilik olduğunu söylersiniz.

/

22 yıldır seçimlerin nasıl kazanıldığını anlıyor musunuz?
Şimdi anlıyor musunuz, niçin alternatif bir “arsız kabadayı” yaratmak gerektiğini!
Anlıyor olmalısınız.

Cüneyt Özyer
Alıntı Hikâyeler
Haziran 2023, Çayyolu-Ankara



< ÖNCEKİ | KURUCUYA DÖN | SONRAKİ >



Bİ' DAVET YAPIN




Temas

Görsel İletişim Tasarımı, Pazarlama İletişimi, Siyasal İletişim, Markalaştırma, Yaratıcı Yazarlık alanlarında elli yıllık deneyime sahip Üstat Cüneyt Özyer'den bir konferans almayı veya bir etkinliğinize katılmasını düşünürseniz aşağıdaki formu doldurup gönder butonuna dokunmanız yeterli. Size çok kısa sürede cevap verecektir.



Gidiyor...
Mesajınızı aldık. Teşekkür ederiz. Size en geç iki iş günü içinde cevap vereceğiz.

Bize aşağıdaki telefon veya e-posta adresimizden de ulaşabilirisiniz. Bi' kahve içmeye her zaman bekleriz.

Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi,
Başkent Güvengir Küme Evleri
2908. Sokak No: 30
Çayyolu - Ankara / Türkiye

Gsm: 0 (532) 332 37 80
e-posta: info@grafikevi.com.tr