YEREL HİKÂYELER| CÜNEYT ÖZYER
Dövlet, Kibar
ve Aslan
- Bi' Uçurum Hikâyesi


Dövlet Aslan'ın anaç ineği idi. Göbeği hayli sarkmış, omuz ve kalça kemikleri iyice sivrileşmişti. Yedi dana analığının çileli izleri, sırtındaki kaburga kemiklerinde daha belirgindi.

Dövlet'in asıl dikkate değer yanı, sağ yanıydı. Sağ karnı, yaşdaşları bizim Mayıs, amcamların Gülçin, dayımların Sümbül'e göre 20-30 cm daha çıkıktı. Düvelik yılları beraber geçmiş arkadaşlarına göre bir dana fazlası vardı. İlk danasının babası, tosun Çekman ile biraz erken bir aşk yaşamıştı.

Yaylaların iniş günü gençler ve çocuklardan oluşan morbetler, hayvanlarını kafileler halinde köye indirirdi. Her kafilenin arkasında o hanenin morbeti olur, kafileyi o güderdi. Ormanın içindeki patika boyunca dik vadilerden, uçurum kenarlarından tek sıra halinde geçilirdi.

Kibar Dövlet'in son danasıydı. İnatla ve ısrarla annesinin sağ arka bacağı ile karın boşluğu arasında yürürdü. Annesinin adım attıkça sola otuz, sağa elli santim sallanarak hareket eden göbeği, her vuruşunda onu altmış santim kadar sağa atsa da, Kibar bir adım bile geriden gitmezdi.

Aslan'ın kafilesi benim önümdeydi. Kafilenin en arkasında da Dövlet, Kibar ve Aslan vardı. Yol boyunca kâh Aslan'a sataşarak, kâh içimden gülerek, gözüm Kibar'da yürüdük. Galo'nun en derin vadisindeki en tehlikeli uçurumun kenarından geçiyorduk. Kibar yine annesinin sağında... Aklımdan geçirdiğim anda Kibar'ı uçurum boşluğunda, ayakları havada gördüm... "Aslaaaannn" diye bağıdım... Aslan dalgındı, Kibar’ın uçuşunu görmemişti. Neler olduğunu Kibar’ın yere çarpması ile çıkardığı acıklı sesten sonra fark etti. Dövlet hiç farkında değildi. Yaşlı göbeğini sağa-sola yalpalayan adımlarının ağır/ritmik seyrinde yürüdü gitti. Aslan'la ben; Kibar'ın başını, ayaklarını ve sırtını çarpa çarpa uçurumun dibine inişini acı ve şaşkınlık içinde izledik. Ne yapacağımızı bilemeyecek kadar çocuktuk. Aslan ağladı. Sümükleri Aslan'dan çok ağladı.

Benim arkamdaki kafilede Sinan Ağabey vardı. 19-20 yaşlarında yiğit bir ağabeydi. Kafilesini Gürbüz'e emanet etti. Geldi, "burada bekleyin" dedi bize. Bel kemerine asılı kınından bıçağını çıkarıp ağzına aldı. Köknar dallarından tutunup kayarak, uçurumdan aşağı indi. Rambo Sinan Ağabey, tahminen 20-25 dakika sonra arka ayaklarından sırtına astığı başsız Kibar ile çıkageldi. Başımızı okşadı, "üzülmeyin" dedi, "olur böyle şeyler" dedi. Arkamızdan gelen kafileler de geçip gitmişti. Sırtında başsız Kibar asılı Sinan Ağabey, Aslan ve ben birlikte yürüdük.

Dövlet o akşam ahırda çok bağırmış. Aslan uyanmış, ahıra gitmiş dizlerinin üstünde çömelerek Dövlet'in sağ arka bacağı ile karnının arasındaki boşluğa bir kaç kez başını sürtmüş. Dövlet son kez "ııııı" diyerek susmuş.

Aslan yine ağlamış.
Sümükleri yine Aslan'dan çok ağlamış.

Cüneyt Özyer
Yerel Hikâyeler
Eylül 2008, Bahçelievler-Ankara



< ÖNCEKİ | KURUCUYA DÖN | SONRAKİ >



Bİ' DAVET YAPIN




Temas

Görsel İletişim Tasarımı, Pazarlama İletişimi, Siyasal İletişim, Markalaştırma, Yaratıcı Yazarlık alanlarında elli yıllık deneyime sahip Üstat Cüneyt Özyer'den bir konferans almayı veya bir etkinliğinize katılmasını düşünürseniz aşağıdaki formu doldurup gönder butonuna dokunmanız yeterli. Size çok kısa sürede cevap verecektir.



Gidiyor...
Mesajınızı aldık. Teşekkür ederiz. Size en geç iki iş günü içinde cevap vereceğiz.

Bize aşağıdaki telefon veya e-posta adresimizden de ulaşabilirisiniz. Bi' kahve içmeye her zaman bekleriz.

Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi,
Başkent Güvengir Küme Evleri
2908. Sokak No: 30
Çayyolu - Ankara / Türkiye

Gsm: 0 (532) 332 37 80
e-posta: info@grafikevi.com.tr